Kadın Düşmanlığı – Misojini

Kadınları eleştirmekle kadınlardan nefret etmek aynı şey değil.

Bir kadının davranışını yanlış bulabilirsin. İlişkilerde erkeklerden beklenenleri sorgulayabilirsin. Evliliği kendin için istemeyebilirsin. Bunları söylemen, her eleştirinin üzerine “kadın düşmanı” etiketi yapıştırılmasını haklı çıkarmaz.

Ama yaşadığın her sorunu bütün kadınlara yüklemek de analiz değildir.

Misojini, kadınlara yönelik nefret, düşmanlık veya aşağılayıcı önyargılar için kullanılan bir kavramdır. Burada konuşacağımız mesele, bir erkeğin hayal kırıklığını nasıl yorumladığı ve bundan sonra kendi hayatıyla ne yaptığı.

Çünkü öfkelenmek kolay. O öfkenin içinden işe yarayan bir sonuç çıkarmak daha zor.

Kadın Düşmanlığı - Misojini

Kadınları baştan idealleştirirsen sert çarparsın

Bazı erkekler kadınları kendilerinden daha iyi, daha temiz, daha duygusal ve daha masum varlıklar gibi görüyor. Güzel bulduğu kadına, henüz karakterini tanımadan iyi özellikler yüklüyor.

Sonra o kadın yalan söylediğinde, çıkarını düşündüğünde veya kendisini istemediğinde bütün dünyası yıkılıyor.

Burada iki ayrı mesele var.

Birincisi, karşı tarafın gerçekten ne yaptığı. İkincisi, senin onun hakkında neye inandığın.

Güzel bir yüz, iyi karakter belgesi değildir. Birisinin sana sıcak davranması da bütün niyetini çözdüğün anlamına gelmez.

Kadınları insanüstü bir yere koyup sonra insan davranışları gördüğünde şaşırma. Tanımadığın birisinin üzerine kendi hayalini giydirirsen, hayal kırıklığının bir kısmını da kendin hazırlarsın.

Kötü davranışı açıkça eleştir

Bir kadın seni aldattıysa bunu yanlış bulabilirsin. Yalan söylediyse güvenmeyebilirsin. Sürekli senden bir şey bekleyip kendisi hiçbir sorumluluk almıyorsa o ilişkiyi istemeyebilirsin.

Bunları konuşmak için özür dilemen gerekmiyor.

Fakat eleştirinin gücü, ne kadar geniş bir gruba hakaret ettiğinde değil, neyi ne kadar açık ortaya koyduğundadır.

“Söylediğiyle yaptığı uyuşmuyor.”

“Benden beklediği şeyi kendisi yapmıyor.”

“Bu ilişkide bütün planları ve sorumlulukları ben taşıyorum.”

Bunlar değerlendirebileceğin somut meselelerdir. “Hepsi aynı” dediğinde ise ayrıntıları silersin. Sonra farklı insanları ayırt edemediğin için aynı hataya başka bir yoldan tekrar düşebilirsin.

İyi davranmak seni otomatik olarak seçilecek adam yapmaz

Birçok erkeğin öfkesi burada büyüyor: “Ben onu üzmezdim, o gidip başka adamı seçti.”

Senin onu üzmeyeceğini düşünmen, onun senden hoşlanmasını zorunlu kılmaz. Kendi iyi niyetini karşı tarafın sana borcu gibi görmeye başladığında ilişkiyi yanlış yerden okuyorsun.

Aynı şekilde birisinin seni çekici bulması da sana iyi davranacağını garanti etmez.

Çekim, karakter ve ilişkiyi yürütebilmek hakkında ayrı ayrı düşünmen gerekiyor. Bunları tek pakette varsaymak kolay ama pahalıya patlayabilir.

Arzunun pazarlığı olmaz derken üzerinde durduğum mesele de bu.

Eş seçimini ve ilişki beklentilerini sorgulayabilirsin

Bir ilişkide senden ne bekleniyor? Sen ne istiyorsun? Karşı taraf ne veriyor? Neleri kabul etmiyorsun?

Bunları sormak bencillik suçlamasıyla kapatılacak meseleler değil. Senin zamanın, paran ve enerjin de önemli.

Birisinin ilişki geçmişini, mevcut davranışlarını veya gelecek beklentilerini değerlendirebilirsin. Kendi hayatına uygun bulmadığın bir ilişkiye girmek zorunda değilsin.

Fakat karar verirken gerçek bilgiyle kendi varsayımını ayır. Geçmişte tek bir şey yaşadığını bildiğin insanın bütün karakterini çözmüş gibi davranma. Aynı şekilde güzel sözler duyunca bütün işaretleri görmezden de gelme.

Kendi ölçütlerin olsun. Bunları yalnızca seni isteyen biri çıktığında unutacaksan, aslında ölçütün yok demektir.

Evlilik herkes için doğru hedef olmak zorunda değil

Evlenmek istemeyebilirsin. Kendi düzenini, bağımsızlığını ve zamanını daha fazla önemseyebilirsin. Bunu seçmek için kadınlardan nefret etmen gerekmiyor.

Evlenmek istiyorsan da yalnız kalmaktan kaçmak için acele etme. Birlikte nasıl yaşadığınıza, sorumlulukları nasıl paylaştığınıza ve anlaşmazlıklarda ne yaptığınıza bak.

Evliliği hayatındaki bütün boşlukları kapatacak kurum gibi görürsen, ona taşıyabileceğinden fazla görev yüklersin.

Kendi kararını vermen gerekiyor. Ne çevrenin evlilik baskısı ne de internetteki bir grubun evlilik karşıtlığı senin yerine hayatını yaşayacak.

Nefret de hayatını kadınların etrafında döndürebilir

Bütün gün kadınları suçlayan içerikler tüketip her konuşmayı aynı öfkeye bağlıyorsan, kadınları hayatının merkezinden çıkarmış olmuyorsun.

Sadece hayranlığın yerine nefreti koymuş olabilirsin.

Yine onlar hakkında düşünüyorsun. Yine ruh hâlini onların yaptıkları belirliyor. Yine kendi işine, becerilerine ve uğraşlarına ayıracağın zamanı aynı meseleye veriyorsun.

Bunun sana ne kazandırdığını sor.

Yaşadığın şeyi küçümseme. Yanlışı yanlış olarak adlandır. Ama kendi hayatını sürekli birilerine cevap vermek için tüketme.

Kadınları değil, kendi hayatını merkeze al

Benim bu konudaki temel fikrim şu: Bir erkek hayatını hobileri, zevkleri, işi ve kendi hedefleri üzerine kurmalı.

İlişki yaşayabilirsin. Yaşamamayı seçebilirsin. Fakat bütün değerini bir kadının seni seçmesine bağlamamalısın.

Bir deneyimden sonra daha dikkatli olman anlaşılır. Daha açık ölçütler belirleyebilirsin. Bazı davranışları artık kabul etmeyebilirsin. Bunlar yaşadığından ders çıkarmaktır.

Nefretin içinde beklemek ise seni olduğun yerde tutabilir.

Kadınları idealleştirme. Kendini de değersizleştirme. İnsanları söyledikleriyle birlikte yaptıklarına göre değerlendir.

Sana uygun olmayan bir ilişkiye katlanmak zorunda değilsin. Ama yoluna devam etmek için bütün kadınlarla savaş ilan etmene de gerek yok.

En çok satan ürünler


Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

×
Secret Link