İlginç bir konuya daha geldik ve genelde zor konularda yazmak istiyorum. Açıkçası yazdığım bazı konular üzerine kitap yazılabilecek kadar geniş ve bir çok disiplini ilgilendiren alanlar olabiliyor. Okuyucuyu sıkmamak için çok uzatmıyorum ve akademik kaygılarım olmadığı içinde fazlasıyla yorum yapabiliyorum. Yazıların amacı kişiye sadece belli alanlarda fikir vermektir. Bu yazımda bilimsel bir temelden beslensede asla ispatlanmış bilimsel bir şey değildir.
Öldürmek için programlanan beyin nedir derseniz erkeğin beyni bunun için programlanmıştır. Bu konu genelde ahlaki sınırlara takıldığı için insanlar yorumlamaktan çekiniyor. İnsanın karanlık yönünü aydınlatmak ise bana düşen bir görev gibi kalıyor. Erkekler olarak beynimiz öldürmek üzerine bir düşünce sistemine sahiptir. Konuya detaylıca bir giriş yapalım.
İçgüdülerimizden hayatta kalmak en güçlüsüdür. Üremek ise bazı durumlarda daha güçlü olsada genelde hayatta kalmak daha baskındır.
Hayatta kalmanın iki yolu ya tehlikeyle savaşmak ya da kaçmaktır. Genelde kaçmak risk almayı gerektirmediği için canlılar tehlike durumunda refleksel olarak kaçarlar.
Savaşmak ise stratejiktir ve canlılar köşeye sıkışmadığı sürece savaşmaya aşırı istekli değillerdir. Korku her zaman cesaretten daha avantajlıdır. O yüzden cesur insanlar azdır ve pek uzun yaşamazlar.
Bir insanın diğer insanı öldürmesi ahlaki açıdan yanlış bulunur tüm toplumlarda. Hiç bir gelenek masum insanı öldürmeyi doğru bulmaz. Hiç bir inanç çocukları ve kadınları öldürmeyi doğrulamaz. Hiç bir bilgin yaşlıları öldürmeyi doğru kabul etmez. Hiç bir kabile avcısı keyfi canlı öldürmeyi doğru bulmaz.
Bir çok canlı keyfi avlanmaz sadece ihtiyaç olduğunda avlanır geri kalan zamanda dinlenir çünkü enerjiyi verimli kullanmanın en etkili yolu budur. Bizim tembelliğimizin bir sebebi de enerji tasarrufudur.

Bir insanın diğer insanı öldürmesi genelde stratejik ve duygusal olarak ikiye ayrılır.
Stratejik olan genel olarak ortak kaynaklar ve dişi için olanalr olabilir. Erkekler bu ikisi için kavga ederler. Bazı durumlarda ise liderlik mücadeleleri kanlı olur. Tarih bu tür mücadelelerin efsanevi anlatım şeklidir. Kral olmak için kardeşleri öldürenlerden , rakip ülkeyi tamamen yakıp yıkanlara kadar…
Duygusal olan ise öfke,nefret,intikam gibi duygulardan beslenir. Kan davaları, bazı seri katiller vs.
Ayrıca insan erkeklerinde bire bir öldürmeler nadir olan öldürme şekilleridir. Genel olarak gruplar arası çatışmalar veya grubun tek birisini öldürmesi şeklinde olan olaylar fazlasıyla vardır. Bire bir çok riskli olduğu için grupla hareket etmek her zaman daha fazla avantaj sağlamıştır. Bu ise İmparatorluklara kadar uzanan savaş tarihinin bir özetidir; kalabalık olan kazanır.
Barış durumları ise genelde savaşa hazır olma durumunda olur. Barış demek savaşa hazırlanılan süre demek gibidir. İnsanlık tarihi barışın değil savaşların tarihidir. Barışın süresi çok çok az iken genelde hep savaşlar ve yıkımlarla geçen bir tarihimiz var.
İnsanın doğasında öldürmek olmasa ve barışçıl olsa zaten bu kadar savaş çıkmazdı. İnsanlar “ötekinden” her zaman nefret eder ve onu yok etmeye çalışır. Her zaman biz ve öteki vardır. Öteki düşmandır ve yok edilmelidir. Bu bazen kabileler arası savaşlar, bazen iç savaşlar, bazen din savaşları, bazen ekonomik savaşlar ve bazende onur için savaşlardır.
Bizler katillerin genlerinden geliyoruz ve atalarımız masum değildi. Nice gözyaşlarına sebep olan katillerdi…
Öldürme güdüsü öylesine güçlüdür ki erkekler genelde bilgisayar oyunlarında bundan aşırı zevk alırlar. Genelde çok tutan oyunlarda böyle öldürmeye odaklı yok etmeye odaklı oyunlardır. Erkekler sakin oyunlardan çok öldürmeye odaklı oyunları severler. Küçük erkek çocuklarında daha belirgindir, bu tarz oyunların büyük hayranları olurlar. Genetik olarak gelen bir öldürme isteğine sahibiz. Bu rastegele olan bişey değil.

Erkekler birisini öldürdüğünde genelde bir sebebe sahip olurlar, keyfi olarak öldürenler sadece seri katiller ve psikopatlardır. Bizi de en çok seri katiller ürkütür çünkü sebepsiz öldürmek kadar tehlikeli bişey yoktur. Durup dururken öldürmek kabul edilemezdir. Bundan zevk almak ise daha da korkutucudur. Genelde korku filmleri de %99 bu temadan yola çıkar. Bir adam veya canavar sebepsizce katliam yapmaya başlar. Olayın bir intikam meselesi olsa insanlar bundan korkmazlar. Mesela filmde karısını öldüren adamı gidip öldürden birisi olsa bu kahraman ilan edilir çünkü kendince sebebi vardır, karısına tecavüz edilip ve çocuklarıyla beraber öldürülmüşse erkek gidip bunu yapanları komple öldürürse kahraman olur.
Tarihte her zaman düşmanı en iyi öldürenleri efsaneleştirmiştir, en çok düşman öldüren en yüce liderdir ve insanlar onun hasretini çekerler. Tarih ancak kazanan katilleri yazar.
Öldürmek için bir sebebiniz varsa genetik olarak gelen güdüye sebep bulmuşsunuz demektir. Bu din olur, ırk olur, para olur vs
Bu güdünün temel geçmişine gidelim ilk insanların hayatlarına gidelim. Atalarımız genelde çok az insanın olduğu ve zorlu doğa koşullarında hayatta kalmakla meşguşdüler. Ne kadar çok insan olursa o kadar güçlü gruplar oluyordu. Ayrıca gruplar 150 kişiyi geçmezdi. Genelde herkeste akraba oluyordu. Hepsinim genetik bağı vardı ve büyüklerin yönettiği bir klan-kabile şeklinde yaşıyorlardı. Klandan olmayan yabancı erkek düşman demekti ve genetik bağı olmadığı için öldürmek daha avantajlıydı. Sizin genlerinizden olmayan birisinin hayatta kalmasının gerçekte bir önemi yoktur. Genler bu stratejiyi fazlasıyla severler ama gereksiz risk almakta istemezler. İnsanlar ancak ortak inançlara sahip olunca genetik olarak bağ olmasada kardeşlik kurabilmişlerdir bunun tarihi ise 70.000 yıl öncesine dayanıyor. 3 milyon yıl içinde insanların işbirliğinim tarihi 70.000 yıl.
İnsan sayısı arttıkça kaynaklar azalmaya ve daha değerli hale gelmeye başladı. Su kaynakları ve et kaynakları aşırı değerliydi. Bunlar için olan rekabet artınca tür içi çatışmalarda artmaya başladı. Hatta bir noktadan sonra tamamen tür içi çatışmalara döndü. Belki ilklerde babunlarla,aslanlarla ve çakallarla mücadele etmek gerekiyorken belli bir süreden sonra insanlar arası rekabete döndü herşey.
Kabileler daha çok yiyeceğe ihtiyaç duyuyordu çünkü artan nüfusu beslemek gerekiyordu. Ayrıca iyi beslenenler daha güçlü oluyor ve kadınlar iyi beslenince doğan çocuklar daha sağlıklı ve güçlü oluyor. Bu yüzden artan rekabet çatışmaları da beraberinde getirdi. Klanlar arası savaşlar soykırım boyutuna defalarca gelmiştir. Erkekler diğer kabileyi öldürürüp sonra onların kaynaklarını ve kadınlarını da almışlardır. Bu yüzden erkekler genelde diğer erkekleri öldürmeye daha çok eğilim hissederler. Erkekler dişileri öldürmeye çok düşük eğilim gösterirler. Belli aldatma ve terk etme durumunda öldürmeler sık görülür.
Öldürme istatistikleri de genelde bu durumu doğrular, erkekler hep birbirlerini parasal,kadınsal veya onursal meselelerden dolayı öldürürler. Bir tartışma medenice halledilemediğinde iki tarafta gücünü göstermek amaçlı saldırır.Bu kavgalar yaralama ve öldürmeyle sonuçlanır. Bir çok durumda ilkte tehdit etmek ve korkutmak amaçlanır, sonra biraz zarar vermek eğer yetersiz olursa ağır yaralamak ve bazı durumlarda ise tamamen öldürmekle sonuçlanabilir.

Bu gerçekler erkek beyninin ne kadar vahşetle dolu olduğunun basit bir ispatıdır. Masum masum gezen erkeklerde bile bu genetik kodlama vardır sadece ortaya çıkmak için uç koşulları bekliyor olabilir. Suriyede 6-7 yıl önce normal yaşayan erkekler bugün katillere dönüşmüş haldeler. Çevrenin bu etkisi çok iyi bir örnektir. Erkekler her zaman öldürmeye programlı değildir barışçıl durumlarda sakin durmaya da programlanmıştır. İnsanlar kar/zarar durumuna göre hareket ederler. Öldürmek kar getirdiğinde bunu yapmışlar zarar getirdiğinde ise yapmamışlardır.
Gruplaşmanın getirdiği psikoloji ve ötekinin tanımlanması heralde savaşların en büyük temelidir. Bu grup psikolojisi tahminimce genetik etkiyle oluşmuş. Grupça hareket etmek hayatta kalma şansını arttırdığı için grupça çatışmak avantajlı hale gelmiştir. Bunun ilerisi ise imparatorluklara kadar gitmiştir. Genç erkekler grup için ölmeye ve öldürmeye hazır birer robot gibidirler.

Savaşın da kuralları vardır. Mesela kadınları ve çocukları öldürmeyi doğru bulmaz erkekler. Yaşlıları ve bebekleri de öldürmek yanlıştır. Genelde genç düşman erkekleri öldürürler. Esirlere akıl almaz işkenceler yaptılar. Tarihin çöplüğü bunlarla dolu birer hüzünlü hikaye…
II. Dünya Savaşı biteli de 60-70 yıl anca oluyor. Bu çok kısa bir süre… 60-65 milyon insan öldü sadece bu savaşta.. Bu erkek beyninin öldürmeye ne kadar adapte olduğunun en iyi ispatı olsa gerek. Ötekini yok etmek için bu kadar motivasyonun olması ise ilginç. bu karşı dinin inananları olmuş bazende karşı ırk olmuş..

İnsanlar hoşgörüden çok önyargı ve nefrete yatkındırlar.Bunlar savunma mekanizmasının dikkatli çalışmasıdır. Yabancı birisi = potansiyel tehlike olarak algılanmıştır. Genelde potansiyel tehlikeyi ortadan kaldırmış insanlar…
Erkekler birbirlerini bazen o kadar basit şeylerden öldürür ki gülmemek elde değildir. Yan bakma kavgasından tut sıradan bir tartışmaya kadar. Genelde bu “erkeklik gururunun” incinmesinin itibar kaybına neden olacağı için geri adım atmamak ve ölümüne kavga etmeye iten bir sosyal davranış olduğunu düşünüyorum.
Erkeğin itibarı zarar görünce alay konusu oluyor ve gruptan dışlanıyor. O yüzden itibarı ve onuru herşey pahasına korumak için öldürmeye hazırdır. Filmlerin bile konusu genelde budur kahramanımız itibarını korumak için herkesi öldürür vs.
Erkekler diğer erkeği tartıp ona göre davranırlar. Rakip ezikse onu ez kaynaklarını ve kadınını al, güçlüyse ona itaat et ve onu sinirlendirme davranışına sahiptir. Eğer yanlış adama bulaşırsan ölme ihtimalin vardır o yüzden ilk önce karşı tarafı tartıp ona göre davranırlar.
Erkeklerin savaşmaktan zevk aldıkları ise çok açıktır. Tarihte hep savaşmışlar uslu uslu oturmak varken, cengiz hanın moğol ordusu o zamanın dünya nüfusunun %10 kadarını öldürdüğü söylenir. Bu inanılmaz bir barbarlık ve vahşettir. Erkeklerin karşı rakibi öldürmekten haz aldığı söylenebilir. Bir çeşit güçlü hissetmenin verdiği sadistçe bir zevk. İşkence edenlerde de olduğu söylenebilir ve buna psikopatlık(empati yoksunluğu) deniliyor. Kadınların da bu katil içgüsünü çekici bulunduğu bilinir. İnsanın karanlık yanının iğrençliği işte böyle bişey.
Erkeklerin beyinleri bahsettiğim gibi öldürmeye programlanmıştır. Bu rastgele değil belli durumlara göre ayarlanmış bir stratejidir. Bazen bizimde salak davrananları öldürme isteğimiz bu içgüdülerden gelebilir mesela trafikte hata yapan birisini öldürmeyi istemek gibi… Bazen salak davranan diğer kişiyi öldürmeyi istemek gibi. Bazen sevdiğin kadının sevgilisini öldürmeyi istemek gibi… Çok ilginç bir beyin programlaması ancak şuanda kültürel-dinsel bir baskıyla bu içgüdüyü baskılayabiliyoruz. Geleneksel toplumlarda genelde seri katil çıkmaz, seri katiller hep modern ülkelerde ortaya çıkar.
Erkeklerin kendileri farkında olmasada beyinleri bu şekilde programlanmıştır.Buna sürüngen beyni deniyor. Primat beyni ise daha farklı alanlarla ilgileniyor.
Ayrıca erkeklerin kadınları öldürmesi ise genelde rastgele olmaz. Kendisini terk eden veya aldatan kadını öldürür. Kıskançlıktan öldüren fazlasıyla çoktur. Genelde bu durumda rakibi de öldürürler. Erkeklerin bu kaybetme korkusu kadınlara hayatı dar ediyor. Erkeği kadın terk ettiği zaman yeni kadın bulmasının zorluğu ve terk edildiği için diğer kadınların bu erkeği çekici bulmaması da erkeği sanki buna mecbur ediyormuş gibi bir durum oluşuyor. itibarının zarar görmesi ise dalga konusu oluyor ve erkekliğine duyulan güveni yok ediyor. Bir erkek için olabilecek en kötü şeylerden birisi galiba.. Erkekler bu yüzden her zaman en kötüsünü düşünüp aşırı öfkeleniyorlar.Sevgilisi 2 defa telefona cevap vermeyince çılgına dönüyorlar…
Erkek beyninin bu karanlık yönünü anlatmaya çalıştım. konu fazlasıyla karışık ve detaylara sahip ancak daha fazla uzatmak istemiyorum. Erkek doğasının en kötü yönlerinden birisi bu ama yinede medeniyeti ve tüm teknolojiyi icat edenlerde erkekler. Herşeye rağmen nesnel olarak değerlendirdim ve olayı açıklamaya çalıştım.